ETKİNLİKLER

3. Aşk Festivali – Dalyan 21 - 22 Ekim 2017
Çeşme Belediyesi'nin, yörede yaşanmış bir aşk öyküsünden ilham alarak bu yıl üçüncüsünü düzenleyeceği Aşk Festivali 21-22 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek.
Tüm Etkinler

Çeşme kış turizmi için de atağa kalkıyor

Çeşme'de ilçe turizmini geliştirmek için fiziksel ve kültürel proje ile yatırımlarını tüm hızıyla sürdüren Çeşme Belediyesi, tanıtım alanında da önemli adımlar atıyor. İlçenin 9 kültürel durağının her biri için bölgelerin öz değerlerinden ilham alarak özgün festivaller oluşturan ve düzenleyen Çeşme Belediyesi, ilçenin tanıtımı için yeni ve başarılı bir tanıtım kampanyasına daha imza attı. Çeşme'nin 9 merkezine ithafen; "9 Durak 9 Deneyim" adıyla düzenlenen kampanyanın lansmanı İstanbul'da Koç Müzesi'nde gerçekleşti, büyük ilgi topladı.

Kültürel bir kavşak

Turizm çevreleri ve iş dünyasının beğenisini kazanan '9 Durak 9 Deneyim'in içeriği konusunda bilgi veren Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç: "Çeşme'nin, Türkiye’nin en eski ve bilinen destinasyonlarından biri olmasına rağmen hala bütün yönleriyle bilinmediğini düşünüyoruz. Coğrafi açıdan kolay ulaşılabilen Çeşme, 5 yıldızlı otellerin yanı sıra çok sayıda butik oteli, kendine özgü mimarisi, zengin ve lezzetli mutfağı ile tam bir kültürel kavşak.

10 ay turizm hedefi

Eğlence ve gece hayatı sevenlerden doğa turizmine, eno turizmden (şarap turizmi) kaplıca turizmine ya da su sporlarına (yelken, rüzgar ve uçurtma sörfü) kadar çok geniş bir yelpazede hizmet verilen Çeşme’de turizm sezonunu en az 10 aya çıkarmayı hedefliyoruz. Bir festivaller ve deneyimler bölgesi potansiyeline sahip olan Çeşme, sadece bahar ve yaz aylarında değil sonbahar ve kış ayları boyunca da seyahat severler için çekici bir seçenek olmaya aday" dedi.

Tabiat ananın 'cömert' davrandığı yer: Çeşme

Tatil deyince hayalleri süsleyen adreslerin başında gelen Çeşme, tarihi doku ve doğal güzelliklerin birleşmesiyle oluşan tabiat harikalarıyla örülü bir yer. Mavinin her tonunu bulabileceğiniz birbirinden güzel koyları, denizin kıyısında kıvrılan altın rengindeki plajlarıyla huzur arayanlara hitap eden Çeşme; tarihi zenginlikleri, Osmanlı ve Rum imzasını harmanlayan cumbalı taş evleri, şifalı sıcak suları, eğlence yerleri, dünyanın en iyileri arasında bulunan sörf mekanlarıyla birbirinden farklı tatil seçeneklerini bir arada sunuyor.

Cazibeli bir 'durak'

Türkiye'nin turizm vitrini olan Çeşme, dünya standartlarındaki otellerinin yanı sıra çoğu taş yapılardan oluşan butik otelleriyle, son yıllarda yatak kapasitesini de popülaritesini de artırıyor. Çeşme Belediyesi'nin '9 Durak 9 Deneyim' kampanyasıyla yazın elde ettiği popülaritenin diğer mevsimlere de yayılmasının hedeflendiği Çeşme, sadece bahar ve yaz aylarında değil sonbahar ve kış aylarında da şehirden uzaklaşmak isteyenler için 'cazibeli bir durak'... Çeşme; kent merkezi, Alaçatı, Çiftlik, Dalyan, Germiyan, Ildırı, Ilıca, Ovacık ve Reisdere'de şimdiye kadar gizli kalmış güzelliklerini keşfedecek kaşifleri ağırlayacak.

Rumeli samimiyetinin Çeşme'nin rüzgarıyla buluşması: Reisdere

Çeşme otobanının Alaçatı çıkışına 2-3 dakika uzaklıktaki Reisdere, Çeşme'ye gelenler için ilçenin her özelliğinin tadımlık sunulduğu bir "Hoş Geldiniz" tabelası gibi adeta. Muhteşem manzara, birbirinden güzel koylar, zengin bir mutfak, doğal ve mimari güzelliklerin aynı yerde buluştuğu küçük bir Çeşme sentezi... Yöreyi ikiye bölen derenin adını verdiği Reisdere, Rumeli'den gelen göçmenlerin oluşturduğu bir köy. Göçenlerin, Rumeli'den beraberinde getirdiği sıcaklığı, mimari yapısı ve yöre sakinlerinin güler yüzü olarak konuklarıyla paylaşan bu küçük şirin köyde gezinirken, Çeşme'nin dünyaca ünlü Gerence rüzgarının Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda dolaştığı ayrıcalıklı bir coğrafyada olmanın tadına varabilirsiniz.

Deniz ve termal su bir arada

İç içe geçtiği Şifne bölgesiyle denizin çarşaf gibi serildiği koylarla buluşan Reisdere, ilçenin zengin termal kaynaklarından da fazlasıyla nasibini almış. Denize sıfır konumlanmış balık restoranlarının yanından geçerek ulaştığınız Şifne Termal Otel de bölgeye gidenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken yerlerin başında geliyor. Burada, deniz ile şifalı termal su havuzları birbirine birkaç metre uzaklıkta, 10 saniyelik yürüyüşle ulaşabiliyorsunuz. Reisdere'ye gitmişken sakin sularda doyasıya yüzüp stres attıktan sonra birçok hastalığa iyi gelen şifalı termal sularda rahatlamayı es geçmeyin. Şifalı termal suyun ardından zamanınız varsa hem cildiniz hem bedeniniz hem de ruhunuz için çamur banyosu ve masaj da mutlaka denenmeli...

'Türkiye'nin Toskana'sı: Ovacık

Çeşme otobanının sonunda yolun her iki yönünü de kaplayan Ovacık, adından da anlaşılabileceği gibi büyük oranda tarım yapılan ovalardan oluşuyor. Kuzey, batı ve güney yönlerinden panaromik olarak deniz gören Ovacık, üzüm bağları, enginar ve kavun tarlalarıyla birlikte mavi ve yeşili kucak kucağa sunuyor. Çeşme bölgesine özgü kireçli toprak yapısı ve yarımadaya özgü Gerence rüzgarının esintisini buluşturan karakteristik aromasıyla üzümü ve ondan elde edilen şaraplarıyla hayli rağbet gören Ovacık'a gitmişken, kış aylarına kadar bozulmadığı için 'kış kavunu' adını alan Çeşme kavununu da mutlaka deneyin. "Padişah adaklığı" olarak da bilinen Sakız koyununun Çeşme'de en çok yetiştiği bölge olan Ovacık'a gitmişken Sakız koyununu da görmek isteyebilirsiniz.

Termaliyle popüler durak: Ilıca

Yaklaşık 2 km uzunluktaki geniş ve beyaz kumlu plajları, nitelikli konaklama tesisleri ve termal olanaklarıyla Ilıca, Çeşme’nin en gözde duraklarından biri... Denizin içinden kaynayan sıcak termal sular, Ilıca Plajı’nı ve yöredeki diğer plajları büyük birer termal havuz haline getirir. Ilıca'daki büyük, küçük konaklama tesisleri, yoğun turist kapasitesinin ihtiyacını karşılayabilecek durumdadır. Birçok küçük otel ve pansiyonda bile kaplıca suyu bulunur. Buradaki Ilıca Plajı’nın en önemli özelliklerinden biri de, kıyıdan denize doğru yaklaşık yüz metrelik bir şeridin insan boyunu geçmeyecek derinlikte olmasıdır. Termal kaynaklarla beslenen sığ sularda, güneş ışınlarının insan sağlığına çok daha fazla yararlı olduğu bilimsel bulgularla kesinleşmiştir. Ilıca özelikle çocuklu aileler ve ileri yaş grubu gezginler açısından son derece keyifli ve güvenli bir tatil imkanı sunuyor.

Tarihi zenginlik: Ildırı

Çeşme merkeze 27 km uzaklıkta küçük adacıkları olan güzel bir koyun üzerinde kurulu olan Ildırı, Çeşme Yarımadası’nın en büyük antik yerleşim yeridir. Erythrai adıyla kurulan Ildırı, Çeşme’nin en görülmeye değer tarihi zenginliklerinden biri. Erythrai sözcüğünün Yunanca’da “kırmızı” anlamına gelen “erythros” tan türediği, kent toprağının kırmızı renginden dolayı Erythrai’nin “Kızıl Kent” anlamında kullanıldığı yönünde de bir görüş var. Arkeolojik kalıntılarda M.Ö 3000’de Erythoros yönetiminde olan kolonistler tarafından kurulduğu anlaşılan şehir tarihteki 7 büyük İyon kolonisinden biri. MÖ 3. yüzyıl sonlarında yapıldığı sanılan akropolün kuzey yamaçlarındaki antik tiyatrosu ve Athena Tapınağı ile Ildırı arkeoloji meraklıları için de vazgeçilmezdir. Enginarı, balık lokantaları, lokma ve kahvaltı mekanlarıyla lezzetli bir durak olan Ildırı; özellikle günbatımı manzarasıyla da eşsiz güzelliktedir.

Yeryüzüne adım atın: Germiyan

Rüzgar güllerinin gölgesine kurulmuş Germiyan, köy hayatı ve köy kültürünün sıcaklığını özleyenlerin görmeden, duraklamadan geçmemeleri gereken bir yer. Organik ürünlerin sunulduğu yerler için kullanılan yeryüzü pazarlarında, bahsi geçen 'yeryüzü' ile kast edilen de tam olarak burası. Çünkü burada ürünler, Germiyan sakinlerinin atalarından kalan onlarca yıllık tohumlar kullanılarak ekiliyor. Yol kenarındaki evlerin merdivenlerinde bir bilemedin iki kasadan oluşan kendi halinde tezgahlarda ya da köy kahvesindeki raflarda bizzat üreticisi tarafından satılıyor. Hani, "Nerede o eski domatesler, salatalıklar" denir ya işte en son çocukluğunuzda aldığınız o sebze ve meyvelerin tadı Germiyan'da sizi bekliyor.

Kopanisti peynirini tadın

Germiyan'ın yörenin adını taşıyan karakteristik bir ekmeği de var. Ekşi maya ile yapılan ve odun ateşinde pişirilen, toprak kokan bu ekmeğin tadı kelimenin tam anlamıyla dillere destan... Germiyan Ekmeği'nin yanında kopanisti peyniri ve üzerinde zeytinyağı gezdirilmiş bölgeye özgü hurma zeytin de mutlaka denenmeli. Ayrıca kadın sayısının erkek sayısını aratmadığı köy kahvesi de çayı, adaçayı ve karabaş otu çayı ile hayli meşhur. Eğer 'Tarladan tabağıma gelsin' derseniz, Germiyan'daki 'Otantik Köy Evi'nin sahibesi Dilek Özer, 100-150 yıllık kıyafet ve eşyaların sergilendiği müze tadındaki restoranında bunların tamamını sunuyor. Ayrıca "Asma Pidesi ve Damat Tatlısı'nın tadına bakmayı sakın es geçmeyin" derim.

Gastronomi ve eğlencenin adresi: Dalyan

Çeşme'nin eşsiz duraklarından Dalyan, eski bir Rum balıkçı yerleşimi... Rumların mübadele ile ayrılmasının ardından Balkanlardan gelen Türklerin yerleştiği Dalyan, mimari ve kültürel açıdan o tarihi esintiyi ve balıkçı köyü ruhunu korumayı başarmış nadir bir yer. İçeri doğru kıvrılarak denize kucak açan doğal limanında onlarca yıldır balıkçı teknelerine yuva olan Dalyan, balık restoranları açısından da çok zengin bir bölge. Limanın kıyısında teknelere birkaç metre mesafede boylu boyunca dizilmiş restoranlarda sunduğu lezzetlerle Dalyan, eğer ağzınızın tadını biliyorsanız kısa sürede müdavimlerinden olacağınız bir destinasyon.

Eğlenceli bir tatil için

Hem restoranları hem de yerleşim yapısı itibariyle sıcak ve samimi bir Akdeniz kasabası olduğunu fısıldayan Dalyan, tatili eğlenmekle eşdeğer görenlerin gitmeden, "Eğlenceli bir tatil geçirdim" dememesi gereken bir yer. Yeşilin binbir çeşidiyle mavinin yüzlerce tonunun aynı adreste buluştuğu Dalyan'ın Aya Yorgi Koyu, muhteşem güzellikteki coğrafyasıyla ve dünyaca ünlü eğlence mekanlarıyla eğlenceyi farklı saatlerde farklı formatlarda sunuyor. Gündüz saatlerinde Aya Yorgi'nin masmavi ılık sularında yüzerken aynı zamanda müzik de dinleyebilir ya da Kocakarı ve Ali Bostan plajlarının sakinliğinde huzura yelken açabilirsiniz.

Balık ve deniz ürünlerinin adresi: Çiftlik

Çiftlik, Çeşme'nin dillere destan 'şifalı rüzgarının' en iyi hissedildiği noktalardan biri. Özellikle sıcak bir yaz günü güneşin kavurucu etkilerini telafi etmesi için denizden gelen serinletici bir esinti arıyorsanız, Çeşme kent merkezine 6 kilometre uzaklıktaki Çiftlik, kesinlikle doğru bir adres. Yolun kenarında boylu boyunca uzanan denizi izleyerek ulaşacağınız Çiftlik, yollarından binalarına kadar her yönüyle Ege kokan bir balıkçı kasabası. Rengarenk teknelerin dizili olduğu şirin balıkçı barınağı, kıyıya birkaç metre mesafede yan yana sıralanmış balıkçı restoranlarıyla, özellikle "Denizden babam çıksa yerim" diyenlerin her türlü deniz mahsulüne en leziz halleriyle ulaşabilecekleri vazgeçilmez bir destinasyon.

Ağacından sakız toplayın

Denize yakın soluklandığınız her noktada Yunanistan'a bağlı Sakız Adası’nın eşsiz manzaranıza ufuk çizgisinden dahil olduğu Çiftlik'te, bölgenin her bir köşesinde karşınıza çıkabilecek sakız ağaçları da mutlaka görülmesi gerekenler arasında... Çeşme Yarımadası’na özgü endemik bir bitki olan sakız ağaçlarını yaygın dal yapısı, koyu yeşil ve sık yapraklarından tanıyamazsanız, fesleğen misali temas ettiğinizde elinizde bıraktığı karakteristik ve kalıcı kokusuyla kendisini mutlaka belli edecektir. Hatta Haziran ve Ekim arasında giderseniz sakız ağacı gövdesinden akan sakızlardan da toplayabilirsiniz. Yüzmek ya da kite surf yapmak isterseniz, Altınkum ve Pırlanta plajlarına uğramayı sakın ihmal etmeyin.

Farklı bir tatil seçeneği: Alaçatı

  Osmanlı tarihinde Alaçatı, adını bölgeye yerleşen "Alacaat Aşireti"nden almıştır. 1830'larda bölgenin ayanı Hacı Memiş Ağa -ki bugün adı Alaçatı'nın bir mahallesinde yaşamaktadır- depremlerle sarsılan Sakız Adası'nda yoksullaşan Rum nüfusu çeşitli işlerde çalışmak üzere bölgeye davet eder. Böylece yalnız Alaçatı değil, Çeşme, Karaburun ve Urla'nın da kaderi değişmeye başlar. Alaçatı 2000’lerin başlarında rüzgar sörfü meraklıları ile keşfedilip, taş ev meraklıları ile turizme adım atmış, korumacı bir turizm anlayışı ile bölge tüm Ege’nin en özgün tatil beldelerinden biri haline gelmiştir.

Dinlendiren sokaklar

Alaçatı, denizi titretmeden esen rüzgârı, rüzgar sörfü, dalından reçineler damlayan sakız ağaçları, cumartesi günleri kurulan antika pazarı, cumbalı konakları ve artık bir gastronomi geleneği haline gelen “Ot Festivali” ile misafirleriyle tutkulu bir ilişki içinde.